Muhtemel nedenleri
Romatoid artritten bile daha yaygın bir hastalık olan osteoartrit İngiltere'de yetişkinlerin yüzde 2,5'ğunu etkile mektedir. Fakat romatoit artritle karşılaştırıldığında bu deje nerasyon yapıcı eklem hastalığı daha basit ve açıktır.
Hasara neden olan iltihap değil, ya aşırı kullanım ve zorlama, ya da, yaşlanma sürecinden kaynaklanan aşınıp yıpranmadır. Fakat uzun yıllar süren araştırmalardan sonra bile bazı insanların neden diğerlerinden daha fazla bu has talığa yakalanma eğlimi taşıdıklarını henüz kimse tam ola rak bilmiyor.
Hastalığın yalnızca orta yaşlı kadınlarda elleri etkileyen tipi gibi bazı tiplerinin aile içinde kuşaktan kuşağa geçtiğinin bilinmesine rağmen, osteoartritte bir kalıtsal faktörün oldu ğuna inanılmaktadır. Ayrıca osteoartritin bir incinme, ya da, başka cinsten bir eklem hastalığı tarafından hasara uğratı lan bir eklemde ortaya çıkabildiğine de inanılmaktadır.
Yaşlanma sürecinin kendisi hakkında pek çok araştırma yapılmıştır ve neden ve nasıl yaşlandığımız hakkında bir takım teoriler ortaya çıkmıştır. Biyolog Dr. Alex Comfort 'programlanmış yaşlanma' adlı bir teori ileri sürmüştür. Bu teoriye göre insanlar hayvanlar gibi üreyebilen yaratıklar olmaya programlanmıştır ve üreme yetenekleri yok olmaya yüz tuttuğunda vücutları yaşlanır ve ölür. Diğerleriyse yaş lanmanın, bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan ve yaş lanmayla birlikte küçülmeye başlayan ilk organ olan timüs bezi tarafından kontrol edildiğine inanmaktadırlar.
Kemikler ve eklemlerin yaşın ilerlemesiyle birlikte yıpran maları daha muhtemel görünüyor. Ama yine de şu gülünç öykü hâlâ hatırlanır: Doksan yaşında bir adam ağrıyan dizi için doktora gider. Doktor onu 'Bu yaşta ne olmasını umu yorsun?' diyerek başında savmak isteyince adam da ona çıkışır: 'İyi de, diğer dizim de aynı yaşta ve sapasağlam!'
Bununla birlikte osteoartrit, otuz yaşında da başlaya bilmesine rağmen en çok ellisini aşmış kimselerde yaygın olduğu için bir yaşlılık hastalığı olarak görülür. Daha genç insanlarda bir eklem zedelenmesinden veya, spor ve dans ta olduğu gibi belirli eklemlerin zorlanmasından sonra veya, ağır şeylerin kaldırılması ve belirli bir eklemin sürekli aynı hareketi tekrar etmesini içeren mesleklerin sonucu olarak ortaya çıkar.
Romatolog Profesör Malcolm Jayson ve Dr. Allan Dixon, Romatizma ve Artrit adlı kitaplarında osteoartritin diğer bir muhtemel nedeni olarak 'hızlanmış bozulma'yı gösteriyor lar. Bu uzmanlar bir eklemdeki aşınıp yıpranmanın, çoğun lukla kalça ekleminde olduğu gibi eklemin iki bölümünün birbirine tam olarak oturmadığı taktirde oluşabileceğini be lirtiyorlar. Onlara göre, bozuk yapılı eklemler bazı ailelerde kalıtsal olabiliyor.
Kireç tuzlarının kıkırdakta depolanması gibi kimyasal ve biyolojik değişimler de eklemde bozulmaya neden olabilir. Bu durum iltihaplanmaya, kemik yüzeylerinde hasara ve sinovya sıvısının yağlama özelliğinin bozulmasına yol aça bilir. Eklem iyileşse bile sonradan bozulması ihtimali vardır.
Etkileri
Bir eklem bozulmaya, ya da, dejenerasyona uğramaya başladığında, eğer ağrı varsa, bu çok hafif olur. Başlıca belirti ler yıllarca bile sürebilen bir zaman dilimi içinde kademeli olarak ortaya çıkan ağrı ve tutulmadır. Eklemde iltihap lanma olmadığı için kişi kendisini çok iyi hisseder. Her de fasında bir eklem etkilenir, ama buna rağmen ağırlık ta şıyan eklemler olan her iki kalça, ya da, diz ekleminin aynı anda bozulmaya başlaması da mümkündür. Eklem günün sonunda hareket ettirildiğinde genellikle ağrı artar.
Eklemin ilk önce etkilenen bölümü kemik uçlarını kap layan kıkırdaktır. Aşınıp pürüzlü hale gelir ve sonunda ta mamen eriyebilir. Kemik, koruyucu kıkırdağı yenilemeye uğ raşır, fakat tek yapabildiği yüzeyi düzleşirken kenarının çev resinde osteophytes denilen minik kemik çıkıntıları üret mek olur {bkz. şekil 6). Eklem oynadıkça kemiklerin yüzey leri birbirlerini aşındırmaya başlar ve osteophytes sinovya zarını tahriş ederek iltihaplanmasına neden olur. Eklem, ağ rı ve tutulmanın yanı sıra şişer ve ateşlenir.
En sık olarak osteoartrite tutulan eklemler ağırlık taşı yanlardır: Kalça, diz ve ayak; özellikle de ayak başparmağı eklemleri. Ayak bileği ekleminin bu hastalığa en ender tu tulan eklem olmasıysa tuhaftır. Karmaşık diz eklemiyse osetoartrite en açık eklemdir.
Osteoartrite eğilimli olan ağırlık taşımayan eklemlerse köprücük kemiğiyle kürek kemiği arasındaki omuz eklemleri ve kulağın ön tarafındaki çene eklemidir. Eller - özellikle kadınların elleri - sık olarak etkilenir ve parmak eklemlerinin çevresinde (Heberden Yumruları adı verilen) küçük kemik yumruları oluşur. Bu yumrular genellikle ağrı yapmaz, fakat belirgin bir deformasyondur. Eğer başparmağın dip tarafın daki eklem etkilenirse, elin her hareketiyle ilgili olduğundan bu durum çok sıkıntı vericidir.
Osteoartrit aşırı ağrı ve tutulma nedeniyle eklemin büyük bir güçlükle oynatılabildiği, ya da, zayıflayan bağlardan do layı sağlamlığını yitirdiği bir noktaya ulaştığı taktirde, cerrahi müdahaleyle yapay eklem takılması düşünülmelidir.
Yapay kalça eklemlerinin gelişmesi son zamanlardaki en büyük tıbbi ilerlemelerdendir. Diz eklemi takılmasıysa daha da popüler ve başarılıdır. Sürekli olan ağrı neredeyse muci zevi bir şekilde diner ve hasta iki üç gün içinde ayağa kalkıp eklemlerini oynatabilir ve iki üç hafta içinde de yürümeye başlar.
Sağlık
14 Kasım 2010 Pazar
Eklem tipleri ve hareketleri
Eklem tipleri ve hareketleri
Menteşemsi eklem, tek yönde hareket eder: Örneğin parmak ve dirsek
Eyerimsi eklem, iki yönde hareket eder: Örneğin ayak bileği.
Yumrulu-yuvalı (küremsi) eklem, her yönde hareket eder: Ör neğin kalça ve omuz.
Yumrulu eklem, tek yönde hareket eder, fakat aynı zamanda döner ve bir pozisyonda sabitlenir: örneğin diz eklemi.
Elipsimsi eklem, bükülme ve dairesel hareketleri yapar ama dönemez: Örneğin parmak ve tarak kemikleri arası
Milsi eklem, yalnızca döner: Örneğin baş ve boyun arasında.
Düz eklem, birbiri üzerinde hareket eden düz yüzeyleri vardır: Örneğin kaburgalar ve toraks omurları arasındaki eklem
.
Eklemlerin yapısı
Eklemler iki, ya da, daha fazla kemiğin mafsallı olarak bir leştiği veya, birbirinin üzerinde hareket ettiği noktalardır. Bazı eklemler aynı zamanda vücudun tüm ağırlığını da ta şımak zorundadır. Bunu etkili bir şekilde yapabilmek için darbe emicilere ve yağlamaya ihtiyaç duyarlar. Kemiklerin uçlarını saran, ya da, kemiklerin arasında bir yastık gibi bulunan kıkırdak emici görevi yapar ve hasar gördüğü tak tirde kemik onun yerine yenisini üretir. Yağlama ise eklem kapsülünün iç duvarını oluşturan sinovya zarı tarafından üretilen sinovya sıvısı ile sağlanır.
Bir eklemde birleşen kemikler oynamayan, ama yine de esnek olan bir parçayla yerlerinde tutulmak zorundadırlar: Buna bağ adı verilir. Bağlar bir kemiği diğerine bağlayarak eklemi sağlamlaştıran güçlü lifli doku bantlarıdır. Her ek lemde birçok bağ vardır. Mobil eklemler lifli bir zardan olu şan bir kapsülün içinde bulunur. Bu zarın iç yüzeyinde ek lemleri yağlamak için yapışkan koyu bir sıvı (sinovya sıvısı) üreten sinovya zarı bulunur.
Normal bir eklem romatoit artrit gibi iltihaplı bir artrit tü ründen etkilendiğinde sinovya zarı iltihaplanıp şişer ve ağrı yapar. Hastalık ilerlediğinde sıvı ve hücreler iltihaplanan zardan dışarı sızar ve kemik uçlarındaki kıkırdakları eritir. Sinovya zarı kalınlaşarak eklemin içine doğru yayılır ve so nuçta yalnızca kıkırdak değil kemik uçları da aşınır. Sonra eklemin tamamı tutulur, ağrı yapar ve büyük ihtimalle deforme olur.
Dejenerasyon yapıcı artrit (osteoartrit gibi) aşındırıp yıp ratma yoluyla doğrudan kemikleri etkiler. Önce kıkırdak in celip erir, sonra da kemikler kalınlaşır ve uçlarından bü yüyerek eklem kapsülüne çıkıntı yapar. Kemik uçları birbiri ne sürtünmeye başlar, bağlar zayıflar, sinovya zarı kemik çıkıntılarıyla sürtünmeden dolayı iltihaplanır ve sonuçta sa bit ve sağlam olmayan çok ağrılı bir eklem ortaya çıkar
Vücuttaki en büyük ve en karmaşık sinovya eklemi diz ek lemidir. Burada büyük kalça kemiği (uyluk kemiği) bacağın alt kısmındaki iki kemikle (kaval ve kamış kemikleri) ve ön tarafta ek bir kemikle. Diz eklemi bükülebilir, hafifçe dönebilir ve ayakta durur, ya da yürürken vücudun ağırlığını taşıyabilecek şekilde bacağın kalçadan ayak bileğine kadar dimdik durmasını sağlayacak pozisyonda sabitlenebilir. Bu eklemin artrite özellikle eğilimli olmasına şaşmamak gerekir.
Menteşemsi eklem, tek yönde hareket eder: Örneğin parmak ve dirsek
Eyerimsi eklem, iki yönde hareket eder: Örneğin ayak bileği.
Yumrulu-yuvalı (küremsi) eklem, her yönde hareket eder: Ör neğin kalça ve omuz.
Yumrulu eklem, tek yönde hareket eder, fakat aynı zamanda döner ve bir pozisyonda sabitlenir: örneğin diz eklemi.
Elipsimsi eklem, bükülme ve dairesel hareketleri yapar ama dönemez: Örneğin parmak ve tarak kemikleri arası
Milsi eklem, yalnızca döner: Örneğin baş ve boyun arasında.
Düz eklem, birbiri üzerinde hareket eden düz yüzeyleri vardır: Örneğin kaburgalar ve toraks omurları arasındaki eklem
.
Eklemlerin yapısı
Eklemler iki, ya da, daha fazla kemiğin mafsallı olarak bir leştiği veya, birbirinin üzerinde hareket ettiği noktalardır. Bazı eklemler aynı zamanda vücudun tüm ağırlığını da ta şımak zorundadır. Bunu etkili bir şekilde yapabilmek için darbe emicilere ve yağlamaya ihtiyaç duyarlar. Kemiklerin uçlarını saran, ya da, kemiklerin arasında bir yastık gibi bulunan kıkırdak emici görevi yapar ve hasar gördüğü tak tirde kemik onun yerine yenisini üretir. Yağlama ise eklem kapsülünün iç duvarını oluşturan sinovya zarı tarafından üretilen sinovya sıvısı ile sağlanır.
Bir eklemde birleşen kemikler oynamayan, ama yine de esnek olan bir parçayla yerlerinde tutulmak zorundadırlar: Buna bağ adı verilir. Bağlar bir kemiği diğerine bağlayarak eklemi sağlamlaştıran güçlü lifli doku bantlarıdır. Her ek lemde birçok bağ vardır. Mobil eklemler lifli bir zardan olu şan bir kapsülün içinde bulunur. Bu zarın iç yüzeyinde ek lemleri yağlamak için yapışkan koyu bir sıvı (sinovya sıvısı) üreten sinovya zarı bulunur.
Normal bir eklem romatoit artrit gibi iltihaplı bir artrit tü ründen etkilendiğinde sinovya zarı iltihaplanıp şişer ve ağrı yapar. Hastalık ilerlediğinde sıvı ve hücreler iltihaplanan zardan dışarı sızar ve kemik uçlarındaki kıkırdakları eritir. Sinovya zarı kalınlaşarak eklemin içine doğru yayılır ve so nuçta yalnızca kıkırdak değil kemik uçları da aşınır. Sonra eklemin tamamı tutulur, ağrı yapar ve büyük ihtimalle deforme olur.
Dejenerasyon yapıcı artrit (osteoartrit gibi) aşındırıp yıp ratma yoluyla doğrudan kemikleri etkiler. Önce kıkırdak in celip erir, sonra da kemikler kalınlaşır ve uçlarından bü yüyerek eklem kapsülüne çıkıntı yapar. Kemik uçları birbiri ne sürtünmeye başlar, bağlar zayıflar, sinovya zarı kemik çıkıntılarıyla sürtünmeden dolayı iltihaplanır ve sonuçta sa bit ve sağlam olmayan çok ağrılı bir eklem ortaya çıkar
Vücuttaki en büyük ve en karmaşık sinovya eklemi diz ek lemidir. Burada büyük kalça kemiği (uyluk kemiği) bacağın alt kısmındaki iki kemikle (kaval ve kamış kemikleri) ve ön tarafta ek bir kemikle. Diz eklemi bükülebilir, hafifçe dönebilir ve ayakta durur, ya da yürürken vücudun ağırlığını taşıyabilecek şekilde bacağın kalçadan ayak bileğine kadar dimdik durmasını sağlayacak pozisyonda sabitlenebilir. Bu eklemin artrite özellikle eğilimli olmasına şaşmamak gerekir.
Eklemler
Romatizma ve Eklemler
Eklemler zaten karmaşık yapılardır ve farklı hareket ve iş levleri olan birçok farklı eklem türleri vardır.
Eklemleri sınıflandırmanın bir yolu onları sabit olanlar ve mobil (hareketli) olanlar olarak ayırıp, bir de aslında sabit olup, biraz hareket etmesi gereken yarı mobil eklemler şek linde bir ara grup oluşturmaktır.
Sabit eklemler kafatası kemikleri arasında yer alanlardır. Bir çocuk dünyaya geldiğinde kafatasının sekiz kemiği birleşmemiştir, fakat çocuk büyüdükçe kemikler kaynaşır ve kafatası sertleşir.
Yarı mobil eklemler belkemiğindekilerdir. Omurga omur adı verilen yirmi dört kemikten oluşur. Bunların yedi ta nesi boyunda (boyun omurları), on iki tanesi göğsün ar kasında (toraks omurları), beşi sırtın alt kısmında (bel omurları) yer alır ve bunların altında sakrum adı verilen bir kemik blokuyla koksiks adlı kuyruk sokumu kemiği bulunur. Sakrum, leğen kemiğine sakroiliak eklemleriyle bağlıdır ve kafatası ve kaburgalar gibi diğer kemiklerin omurgayla buluştuğu eklemlerde vardır. Şekil 3 omurga nın şemasını içermektedir.
Mobil eklemler organlarda ve organların vücutla birleş tikleri yerlerde bulunurlar. Kendi işlevlerini yerine getir mek için farklı yönlerde hareket etmek zorundadırlar. Bazıları menteşe gibi yalnızca tek yönde hareket eder ler, diğerleri iki yöne, ya da, her yöne bükülürken daha başkaları bükülüp ekseni etrafında dönmek veya, dönüp bir pozisyonda sabitlenmek zorundadır. Son olarak da birbiri üzerinde hareket eden eklemler gelir.
Eklemler zaten karmaşık yapılardır ve farklı hareket ve iş levleri olan birçok farklı eklem türleri vardır.
Eklemleri sınıflandırmanın bir yolu onları sabit olanlar ve mobil (hareketli) olanlar olarak ayırıp, bir de aslında sabit olup, biraz hareket etmesi gereken yarı mobil eklemler şek linde bir ara grup oluşturmaktır.
Sabit eklemler kafatası kemikleri arasında yer alanlardır. Bir çocuk dünyaya geldiğinde kafatasının sekiz kemiği birleşmemiştir, fakat çocuk büyüdükçe kemikler kaynaşır ve kafatası sertleşir.
Yarı mobil eklemler belkemiğindekilerdir. Omurga omur adı verilen yirmi dört kemikten oluşur. Bunların yedi ta nesi boyunda (boyun omurları), on iki tanesi göğsün ar kasında (toraks omurları), beşi sırtın alt kısmında (bel omurları) yer alır ve bunların altında sakrum adı verilen bir kemik blokuyla koksiks adlı kuyruk sokumu kemiği bulunur. Sakrum, leğen kemiğine sakroiliak eklemleriyle bağlıdır ve kafatası ve kaburgalar gibi diğer kemiklerin omurgayla buluştuğu eklemlerde vardır. Şekil 3 omurga nın şemasını içermektedir.
Mobil eklemler organlarda ve organların vücutla birleş tikleri yerlerde bulunurlar. Kendi işlevlerini yerine getir mek için farklı yönlerde hareket etmek zorundadırlar. Bazıları menteşe gibi yalnızca tek yönde hareket eder ler, diğerleri iki yöne, ya da, her yöne bükülürken daha başkaları bükülüp ekseni etrafında dönmek veya, dönüp bir pozisyonda sabitlenmek zorundadır. Son olarak da birbiri üzerinde hareket eden eklemler gelir.
Kemikler ve kaslar
Kemikleriniz ve eklemleriniz hakkındaki her şey
Nasıl çalışırlar ve neden önemlidirler
Kemikler ve kaslar
Kas-iskelet sistemi harika ve karmaşık bir mekanizmadır. İskelet 206 kemikten oluşur ve bunlar 650 iskelet kası tara fından sarmalanıp hareket ettirilir.
İskeletin kemikleri (bkz. Şekil 1) iki ana gruba ayrılır: ek-sensel iskelet, ya da, vücudun ekseni, ki, bu omurganın kemikleriyle toraksı (göğüs kemiği ve kaburgalar) kapsar; ve ilave iskelet, yani eksensel iskelete tutturulmuş olan or ganların kemikleri. Omurganın tepesinde sekiz farklı ke mikten oluşan kafatası bulunur.
Üç çeşit kas vardır:
İskelet kasları vücudun istemli hareketlerini sağlar.
Kalp kası kalbe özeldir.
Düz kaslar, mide ve bağırsaktakiler gibi.
İskelet kaslarının görevi beyin istediği zaman kemik ve kasları hareket ettirmektir. Bunu genellikle çift halin de yaparlar; biri kasılırken diğeri gevşer.
Kasların çoğu bir kemiği diğerine bağlar; 'kökü' hareket etmeyen kemiğe bağlı olduğu yerde, 'uzantısı' hareket eden kemiğe bir tendonla bağlı olduğu yerdedir. Tendon kasın kemikle buluşmak için incelen uç kısmıdır.
Nasıl çalışırlar ve neden önemlidirler
Kemikler ve kaslar
Kas-iskelet sistemi harika ve karmaşık bir mekanizmadır. İskelet 206 kemikten oluşur ve bunlar 650 iskelet kası tara fından sarmalanıp hareket ettirilir.
İskeletin kemikleri (bkz. Şekil 1) iki ana gruba ayrılır: ek-sensel iskelet, ya da, vücudun ekseni, ki, bu omurganın kemikleriyle toraksı (göğüs kemiği ve kaburgalar) kapsar; ve ilave iskelet, yani eksensel iskelete tutturulmuş olan or ganların kemikleri. Omurganın tepesinde sekiz farklı ke mikten oluşan kafatası bulunur.
Üç çeşit kas vardır:
İskelet kasları vücudun istemli hareketlerini sağlar.
Kalp kası kalbe özeldir.
Düz kaslar, mide ve bağırsaktakiler gibi.
İskelet kaslarının görevi beyin istediği zaman kemik ve kasları hareket ettirmektir. Bunu genellikle çift halin de yaparlar; biri kasılırken diğeri gevşer.
Kasların çoğu bir kemiği diğerine bağlar; 'kökü' hareket etmeyen kemiğe bağlı olduğu yerde, 'uzantısı' hareket eden kemiğe bir tendonla bağlı olduğu yerdedir. Tendon kasın kemikle buluşmak için incelen uç kısmıdır.
Romatizmal Polimiyalji
Romatizmal polimiyalji Nedir
Bu romatizmal hastalık yaşlıları etkiler ve en az gut kadar yaygındır. Altmış beş yaşını aşmış her yüz insandan birinin bu hastalığa yakalanması mümkün olmakla beraber, elli yaşından itibaren de ortaya çıkabilir.
Hastalık çoğu kez aniden başlar; hasta kendini normal den farklı hissederken, boyun, sırt, omuzlar ve butlarda ağrı olur. Dinlenme sonrasında tutulma daha da artar ve özel likle sabahları yataktan kalkmayı güçleştirecek kadar kötü olur. Omuzlar o kadar tutulur ki, hastalar bir fincan çay iç mek, ya da, verilen hapları yutmak için kollarını kaldırıp el lerini ağızlarına götürmede büyük güçlük çekerler.
Romatizmal polimiyalji hastaları doğal olarak yorgunluk ve moral bozukluğu hissederler ve ilerleyen yaşlarının far kındadırlar, fakat bu hastalık genellikle prednisolon adlı bir ilaca büyük ölçüde cevap verir ve hasta ağrı ve tutulmanın büyük oranda azalmasıyla kendini yirmi yaş daha genç his seder.
Romatizmal polimiyaljinin nedeni ve neden bazen göz ve beyindeki atardamarları tıkayarak körlüğe ve inmeye yol a-çabilen ve ciddi bir atardamar hastalığı olan temporal arterit ile birlikte ortaya çıktığı bilinmemektedir. Burada da, yine prednisolon adlı ilaç bu komplikasyonu önleyebilir.
Romatizmal polimiyalji genellikle iki üç yıl sürdükten son ra kendiliğinden kaybolarak kurbanlarını rahata kavuşturur.
Bu romatizmal hastalık yaşlıları etkiler ve en az gut kadar yaygındır. Altmış beş yaşını aşmış her yüz insandan birinin bu hastalığa yakalanması mümkün olmakla beraber, elli yaşından itibaren de ortaya çıkabilir.
Hastalık çoğu kez aniden başlar; hasta kendini normal den farklı hissederken, boyun, sırt, omuzlar ve butlarda ağrı olur. Dinlenme sonrasında tutulma daha da artar ve özel likle sabahları yataktan kalkmayı güçleştirecek kadar kötü olur. Omuzlar o kadar tutulur ki, hastalar bir fincan çay iç mek, ya da, verilen hapları yutmak için kollarını kaldırıp el lerini ağızlarına götürmede büyük güçlük çekerler.
Romatizmal polimiyalji hastaları doğal olarak yorgunluk ve moral bozukluğu hissederler ve ilerleyen yaşlarının far kındadırlar, fakat bu hastalık genellikle prednisolon adlı bir ilaca büyük ölçüde cevap verir ve hasta ağrı ve tutulmanın büyük oranda azalmasıyla kendini yirmi yaş daha genç his seder.
Romatizmal polimiyaljinin nedeni ve neden bazen göz ve beyindeki atardamarları tıkayarak körlüğe ve inmeye yol a-çabilen ve ciddi bir atardamar hastalığı olan temporal arterit ile birlikte ortaya çıktığı bilinmemektedir. Burada da, yine prednisolon adlı ilaç bu komplikasyonu önleyebilir.
Romatizmal polimiyalji genellikle iki üç yıl sürdükten son ra kendiliğinden kaybolarak kurbanlarını rahata kavuşturur.
Boyun, Bel, Omuz Ağrısı
Boyun ağrısı
Sürekli olarak tutulmuş ve ağrılı bir boynun en yaygın ne deni, omurların ve boyun omurları arasındaki disklerin aşı nıp yıpranmasından kaynaklanan 'boyun spondilozu' dur. Belkemiğini oluşturan yirmi dört omurun tepesinde boyunda yedi omur (boyun omurları) vardır. Her omur çiftinin ara sında darbe emici görevi yapan bir kıkırdak diski bulunur: Bunlara omurlar arası diskler denir. Her disk sağlam lif ta bakalarıyla çevrili jöle benzeri bir göbekten oluşur.
Eğer omurlar arası disk aşınır ve küçülürse, omurları ayrı tutamaz ve omurlar kendilerini korumak için kemik çıkıntılar geliştirirler. Bu çıkıntılar da sinirlerin omuriliğe bağlanan köklerine baskı yapar. Bu da boyunda omuzlara ve kola kadar yayılabilen ani ağrıya neden olur. Parmaklarda karın calanma ve uyuşma da görülebilir.
Tabii ki, boyun ağrısının başka nedenleri de vardır: Trafik kazalarında boynun incinmesi, bozuk duruş, ya da, bir ta vanın boyanması gibi boyun kaslarını aşırı zorlayıcı çalış malar. Gerilimin yol açtığı baş ağrıları da boyun kaslarının aşırı gergin olmasından kaynaklanabilir.
Bel ağrısı
Artrit ve Romatizma Konseyi, ingiltere' de her yıl yaklaşık iki milyon kişinin bel ağrısı şikayetiyle doktora gittiğini ve eko nominin yaklaşık otuz milyon iş günü kaybı olduğunu söy lemektedir. Bel ağrıların çoğu omurganın kas ve bağlarının gerilmesi, ya da, yırtılmasından kaynaklanmaktadır.
Vakaların yalnızca küçük bir kısmı bildiğimiz disk kayma sından kaynaklanır. Bu rahatsızlık, diskin yumuşak çe kirdeğini saran lifin zayıflaması ve disk göbeğinin çıkıntı yaparak bir sinir köküne baskı yapması halinde oluşur. 'Disk fıtığı' ya da 'bel fıtığı' olarak da bilinir.
Belkemiği omurları ayrıca aşınıp yıpranmadan dolayı da dejenerasyona uğrayarak sinir köklerine baskı yapar ve si yatik siniri yoluyla bacağa kadar yayılan büyük bir ağrıya neden olan kemik çıkıntıları üretir. Bu durum siyatik rahat sızlığının nedenlerinden biridir.
Omuz ağrısı
Omuz ağrısının en yaygın nedeni eklemi destekleyen do kuların, yani kas ve tendonların iltihaplanmasıdır. Bu durum aşırı kullanımdan, ya da, incinmeden kaynaklanabilir. Diğer bir neden de eklem kapsülünün (doğrudan eklemi saran ve koruyan doku) iltihaplanmasıdır. Yaygın olarak 'donmuş omuz' olarak bilinir, çünkü ağrı ve tutulmaya bağlı olarak hareket güçleşir. Ağrı ve şiş, koldan ele kadar yayılabilir.
Bursit
Her eklemin yanında bir veya, daha fazla bursa (kese) bu lunur. Vücudun her iki yanında yetmiş sekiz tane vardır. Ba zıları çok küçük, bazılarıysa 75 milimetre çapında olacak kadar büyüktür. Bursalar bir eklemle onu çevreleyen kas ve tendonlar arasında yastık görevi yapan minik doku kesele ridir. Aşırı sürtünme bunları pürüzlü, ağrılı, iltihaplı ve sıvı dolu hale getirir; buna da bursit denir, iyileşmesi haftalar a-labileceği gibi bu süre bir yıla kadar uzayabilir, fakat 'kendi kendini sınırlayıcı' denilen, yani süresi içinde kendi kendine iyileşen bir rahatsızlıktır.
Karpal tüneli sendromu
Bu rahatsızlık, içinden tendonların koldan ele ulaştığı bir tünelin (karpal tüneli) bulunduğu bilekte ortaya çıkar. Bu tü nelin iç duvarları bursalarda olduğu gibi iltihaplanıp şişer ve tendonların yanında karpal tünelinden geçen sinirlere baskı yapar. Eğer şişme artarsa, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağı uyuşur ve ağrı koldan boyuna kadar yayıla bilir. Ağrı özellikle geceleri şiddetlenebilir. Bu sendrom aşırı kullanım, ya da, incinmeden kaynaklanabilir ve çoğu kez sinirlerdeki baskıyı kaldırmak için küçük bir ameliyat gere kir.
Sürekli olarak tutulmuş ve ağrılı bir boynun en yaygın ne deni, omurların ve boyun omurları arasındaki disklerin aşı nıp yıpranmasından kaynaklanan 'boyun spondilozu' dur. Belkemiğini oluşturan yirmi dört omurun tepesinde boyunda yedi omur (boyun omurları) vardır. Her omur çiftinin ara sında darbe emici görevi yapan bir kıkırdak diski bulunur: Bunlara omurlar arası diskler denir. Her disk sağlam lif ta bakalarıyla çevrili jöle benzeri bir göbekten oluşur.
Eğer omurlar arası disk aşınır ve küçülürse, omurları ayrı tutamaz ve omurlar kendilerini korumak için kemik çıkıntılar geliştirirler. Bu çıkıntılar da sinirlerin omuriliğe bağlanan köklerine baskı yapar. Bu da boyunda omuzlara ve kola kadar yayılabilen ani ağrıya neden olur. Parmaklarda karın calanma ve uyuşma da görülebilir.
Tabii ki, boyun ağrısının başka nedenleri de vardır: Trafik kazalarında boynun incinmesi, bozuk duruş, ya da, bir ta vanın boyanması gibi boyun kaslarını aşırı zorlayıcı çalış malar. Gerilimin yol açtığı baş ağrıları da boyun kaslarının aşırı gergin olmasından kaynaklanabilir.
Bel ağrısı
Artrit ve Romatizma Konseyi, ingiltere' de her yıl yaklaşık iki milyon kişinin bel ağrısı şikayetiyle doktora gittiğini ve eko nominin yaklaşık otuz milyon iş günü kaybı olduğunu söy lemektedir. Bel ağrıların çoğu omurganın kas ve bağlarının gerilmesi, ya da, yırtılmasından kaynaklanmaktadır.
Vakaların yalnızca küçük bir kısmı bildiğimiz disk kayma sından kaynaklanır. Bu rahatsızlık, diskin yumuşak çe kirdeğini saran lifin zayıflaması ve disk göbeğinin çıkıntı yaparak bir sinir köküne baskı yapması halinde oluşur. 'Disk fıtığı' ya da 'bel fıtığı' olarak da bilinir.
Belkemiği omurları ayrıca aşınıp yıpranmadan dolayı da dejenerasyona uğrayarak sinir köklerine baskı yapar ve si yatik siniri yoluyla bacağa kadar yayılan büyük bir ağrıya neden olan kemik çıkıntıları üretir. Bu durum siyatik rahat sızlığının nedenlerinden biridir.
Omuz ağrısı
Omuz ağrısının en yaygın nedeni eklemi destekleyen do kuların, yani kas ve tendonların iltihaplanmasıdır. Bu durum aşırı kullanımdan, ya da, incinmeden kaynaklanabilir. Diğer bir neden de eklem kapsülünün (doğrudan eklemi saran ve koruyan doku) iltihaplanmasıdır. Yaygın olarak 'donmuş omuz' olarak bilinir, çünkü ağrı ve tutulmaya bağlı olarak hareket güçleşir. Ağrı ve şiş, koldan ele kadar yayılabilir.
Bursit
Her eklemin yanında bir veya, daha fazla bursa (kese) bu lunur. Vücudun her iki yanında yetmiş sekiz tane vardır. Ba zıları çok küçük, bazılarıysa 75 milimetre çapında olacak kadar büyüktür. Bursalar bir eklemle onu çevreleyen kas ve tendonlar arasında yastık görevi yapan minik doku kesele ridir. Aşırı sürtünme bunları pürüzlü, ağrılı, iltihaplı ve sıvı dolu hale getirir; buna da bursit denir, iyileşmesi haftalar a-labileceği gibi bu süre bir yıla kadar uzayabilir, fakat 'kendi kendini sınırlayıcı' denilen, yani süresi içinde kendi kendine iyileşen bir rahatsızlıktır.
Karpal tüneli sendromu
Bu rahatsızlık, içinden tendonların koldan ele ulaştığı bir tünelin (karpal tüneli) bulunduğu bilekte ortaya çıkar. Bu tü nelin iç duvarları bursalarda olduğu gibi iltihaplanıp şişer ve tendonların yanında karpal tünelinden geçen sinirlere baskı yapar. Eğer şişme artarsa, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağı uyuşur ve ağrı koldan boyuna kadar yayıla bilir. Ağrı özellikle geceleri şiddetlenebilir. Bu sendrom aşırı kullanım, ya da, incinmeden kaynaklanabilir ve çoğu kez sinirlerdeki baskıyı kaldırmak için küçük bir ameliyat gere kir.
Fibromiyalji
Fibromiyalji Nedir
Bu, eski dostlarımız 'fıbrosit' ve 'kas romatizması' nın yeni adıdır. Basit olarak, lifli dokuda ağrı ve hassasiyet oluşması anlamına gelir ve çoğunlukla omuzlar ve boyunda hissedil mekle beraber, kürek kemiklerinin arasında, dirseklerde, sırtın alt kısmında, kalçada ve dizlerde de ortaya çıkabilir. Araştırmalar kötü şekilde uyuyan kişilerin fibromiyaljiye yat kın olduğunu ortaya çıkarmıştır (huzursuz bir geceden son ra tutulmuş bir boyunla uyanmayan var mıdır acaba?).
Bu, eski dostlarımız 'fıbrosit' ve 'kas romatizması' nın yeni adıdır. Basit olarak, lifli dokuda ağrı ve hassasiyet oluşması anlamına gelir ve çoğunlukla omuzlar ve boyunda hissedil mekle beraber, kürek kemiklerinin arasında, dirseklerde, sırtın alt kısmında, kalçada ve dizlerde de ortaya çıkabilir. Araştırmalar kötü şekilde uyuyan kişilerin fibromiyaljiye yat kın olduğunu ortaya çıkarmıştır (huzursuz bir geceden son ra tutulmuş bir boyunla uyanmayan var mıdır acaba?).
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)